Öncelikle röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz. Şimdiden bundan sonraki müzik hayatınızda başarılar dileriz. 5 Ağustos 2020 günü yayınlanan tekliniz ‘Gözyaşı’ hakkında konuşmadan önce biraz sizi tanıyalım istiyoruz.
– Berk Ezel kimdir?
Berk Ezel, 15 Eylül 2000 yılında Manisa’da doğup büyüyen , şuanda da İstanbul’da Radyo , Televizyon ve sinema bölümünde okuyan birisidir. Vaktimin çoğunu okul ve müzikle geçiyorum. Boş zamanlarımı sevdiğim insanlarla değerlendiriyorum. Çocukluğumdan beri sürekli çeşitli hayaller kurarak büyüdüm. İnançlarım doğrultusunda hareket etmeye çalışan birisiyim.
– Müzik tarzınızı nasıl adlandırıyorsunuz?
R&B diyebiliriz. Fakat bir şarkıda kendimi bulduğum taktirde tarz ayırt etmeden müzik yapmak istiyorum.
– Müzikseverler sizi Youtube ve Spotify gibi dijital platformlar üzerinden tanıyor. Bunun dışında herhangi mekanda sahne alıyor musunuz?
Şu anlık hiçbir yerde sahne almıyorum ve almadım. Kendimi yeterli hissettiğim taktirde sahne almayı planlıyorum. Umarım en yakın zamanda insanlara müziğimi tanıtıp , sahne almaya başlarım.
– İlerleyen yıllarda kendinizi nerede görüyorsunuz?
Müziğin benim hayatımda büyük ve önemli bir yeri var. Kendimi en iyi şekilde müzikle ifade edebiliyorum. Bu duyguları içimde tüketmediğim taktirde müziğimle anılmak istiyorum. Kendimi geliştirmek için gerekli eğitimleri alacağım. İlerleyen yıllarda çok daha fazla kitleye ulaşsam bile kendimi yine yalnız başına müzik yapmaya çalışan birisi olarak görüyorum.
– Bir şarkının oluşmasında uyguladığınız standart bir süreç var mı?
İlk olarak şarkının konusunu ve neyi en iyi şekilde anlatabileceğimi düşünüyorum. Sonra Youtube’den bulduğum bir altyapıya şarkımı yazıyorum. Demo kaydını aldıktan sonra yakınlarım ile paylaşıyorum. Eğer bu süreçlerde hevesimi koruyabilirsem stüdyoya gidip kaydını ve altyapısının bize ait olacak şekilde müziğini hallediyorum. Stüdyo ortamını çok seviyorum. Oradakilerle bir aile gibiyiz.
– Kullandığınız müzik aletleri var mı?
Gitar çalabiliyorum. Umarım diğer müzik aletlerini de öğrenirim.
– Bir müzik eserinin size göre kalitesini belirleyen temel ögeler nelerdir?
Bence bu ikiye ayrılıyor. İlk olarak bana göre bir müzik eserinin anlattığı konu üzerinde samimi bir şekilde durabilmesi ve aktarabilmesi en önemli ögelerden birisidir. Fakat bunu en iyi şekilde stüdyo ortamında bir esere dönüştürmek için işini bilen kaliteli insanlarla, iyi ekipmanlarla çalışılması bizim dinleme zevkimizi yukarı taşıyacaktır.
– Korona virüs süreci sizi ve müzik sektörünü nasıl etkiledi?
Bence işin yaratılıcık kısmı için güzel bir fırsattı. Kendimi geliştirmeye, kendimle daha fazla vakit geçirmeme fırsat tanıdı. Üretim açısından zorlandım. Bu nedenden dolayı Hala Aklımda ‘dan sonra 3 ay gibi sürede paylaşım yapamadım. Fakat benim için bir sıkıntı yaratmadı. Müzik sektörü için de müziğini evinde üretebilenler için kötü bir etki yaratmadığını düşünüyorum.
– Gelelim yeni tekliye… ‘Gözyaşı’ ne anlatıyor?
Gözyaşı aslında kafamdaki karakterin en zor zamanlarında, zorluklara verdiği tepkiyi anlatıyor. Bazen kendi halimizde en yalnız ve çaresiz kaldığımız zamanlarda sevgiye muhtaç kalırız. Fakat sevdiğimiz insanlara durumumuzu belli edemeyiz. Olmadığımız birine bürünürüz. Bütün geceleri ağlayarak sabah etsek de ertesi gün sevdiğimiz birinin yanına gittiğimizde gözyaşlarımızı sileriz. Bu bence bize güç veren bir olaydır. Ne zaman dinmek bilmeyen yağmurlar yağarsa bile güçlü kalmalıyız.
– Sporla aranız nasıl? Bir takım taraftarı mısınız?
Çocukken çok maç izlerdim. Galatasaraylıyım. Fakat şu an hiç takip etmiyorum. Spora bir ilgim ve alakam maalesef kalmadı.
– Müzik dışında başka hobileriniz var mı?
Sinemayı seviyorum. Senaryolar yazıyorum. Geçmişte kısa filmler çekerdim.
– Son okuduğunuz kitap neydi?
William Shakesper-Bir Yaz Gecesi Rüyası
– Ya size en çok etkileyen film?
Bu tarz sorulara çok kesin yanıtlar veremiyorum. Fakat ”Cenetten Çok Uzakta” diye bir filmden özellikle de bir sahnesinden çok etkilenmiştim.
– Son olarak müzikseverlere vermek istediğiniz mesajları alalım.
Herhangi bir sınır içinde kalmamalarını, insanların kendilerince yarattığı belirli kalıplar ile yaşamamalarını, kendini ait hissettikleri her alanda, her tarzda bulunmalarını öneriyorum. Umarım çok daha güzel işlerle karşılarına çıkacağım. Sevgilerle…
